HASTA BİLGİLENDİRME
Sinüzit (Rinosinüzit)
Sinüzit, burun ve sinüs mukozasının iltihabıdır; günümüzde çoğunlukla rinosinüzit olarak adlandırılır, çünkü sinüs iltihabına hemen her zaman burun mukozasının iltihabı da eşlik eder. Kısa süreli (akut) ve uzun süreli (kronik) biçimleri, nedenleri ve yönetimi bakımından birbirinden farklıdır. Bu sayfa, sinüzitin ne anlama geldiğini, hangi belirtilerin sinüziti düşündürdüğünü, KBB değerlendirmesinde nelerin yapıldığını, görüntülemenin ne zaman gerekli olduğunu ve tedavi ilkelerini açıklar.
Sinüzit nedir?
Sinüsler, burun boşluğunu çevreleyen ve burnun içine açılan hava dolu boşluklardır. Sinüs mukozası burun mukozasının devamı olduğundan, sinüzit hemen her zaman burun mukozasının iltihabıyla birlikte görülür; bu nedenle güncel kılavuzlar rinosinüzit terimini kullanır.
Kılavuzlarda tanı, belirtilere ve muayene bulgularına dayanır. Tipik belirtiler burun tıkanıklığı ve burun akıntısı ya da geniz akıntısıdır; bunlara yüzde ağrı veya basınç hissi ve koku almada azalma eşlik edebilir. Sinüzit tanısı için bu belirtilerin bir araya gelmesi önemlidir; tek başına baş ağrısı ya da tek başına yüzde basınç hissi sinüzit anlamına gelmez.
Akut ve kronik sinüzit arasındaki fark
Akut rinosinüzit kısa süreli bir hastalıktır; güncel AAO-HNSF erişkin sinüzit kılavuzu (2025) akut rinosinüziti en fazla dört hafta süren tablo olarak tanımlar. Büyük çoğunluğu soğuk algınlığı gibi viral üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlıdır ve kendiliğinden geriler. Aynı kılavuza göre bakteriyel sinüziti (akut bakteriyel rinosinüzit) düşündüren iki temel örüntü vardır: belirtilerin başlangıçtan itibaren en az on gün boyunca düzelme göstermeden sürmesi ya da belirtilerin başlangıçtaki düzelmenin ardından on gün içinde yeniden kötüleşmesi (“çift kötüleşme”). Bu ayrım, tedavi yaklaşımını etkilediği için önemlidir. Yüksek ateş, göz çevresinde şişlik ya da genel durumda belirgin bozulma gibi bulgular ise bu tanı örüntülerinden ayrıdır ve yukarıdaki uyarı bölümünde ele alınan aciliyet değerlendirmesine aittir.
Kronik rinosinüzit ise belirtilerin en az on iki hafta boyunca sürdüğü, sürekli ya da dalgalanan bir tablodur. Dört ile on iki hafta arasında süren tablolar için kılavuzlar arasında adlandırma farkı vardır (Avrupa kılavuzu EPOS 2020 on iki haftadan kısa süren tabloları akut olarak adlandırır); bu sayfada yalnızca kısa süreli (akut) tablolar ile en az on iki hafta süren kronik tablolar ayırt edilir. Kronik rinosinüzitin nedeni tek bir enfeksiyon değil, sinüs mukozasında süregelen bir iltihabi süreçtir. Burun polipleri bu sürecin bir biçimi olarak gelişebilir; polipli ve polipsiz kronik rinosinüzit ayrı ayrı değerlendirilir. Tekrarlayan akut ataklar da ayrı bir yakınma biçimidir.
KBB değerlendirmesinde neler yapılır?
Değerlendirme ayrıntılı öyküyle başlar: belirtilerin süresi ve seyri, tıkanıklık ve akıntının niteliği, yüzde ağrı ya da basınç, koku alma değişikliği, alerjik yakınmalar, geçirilmiş burun ameliyatları ve kullanılan ilaçlar sorgulanır.
Muayenede burun içi ışık yardımıyla incelenir; gerektiğinde ince bir optikle burun endoskopisi yapılır. Endoskopi, sinüslerin burna açıldığı bölgede iltihabi akıntı, mukoza şişliği ya da polip olup olmadığını doğrudan görme olanağı verir ve özellikle kronik tabloların değerlendirilmesinde önem taşır.
Öykü alerjik bir zemini düşündürüyorsa alerji değerlendirmesi gündeme gelebilir. Kronik ve tekrarlayan tablolarda eşlik eden astım gibi durumlar da sorgulanır; çünkü üst ve alt solunum yolu iltihabı sıklıkla birlikte seyreder.
Tomografi her sinüzitte gerekir mi?
Hayır. Akut ve komplike olmayan sinüzitte görüntüleme rutin olarak gerekmez; tanı öykü ve muayene ile konur. Kılavuzlar, komplikasyon şüphesi ya da alışılmadık bir seyir olmadıkça akut sinüzitte görüntüleme önermez.
Sinüs tomografisi, sonucu tedaviyi değiştirecek durumlarda anlamlıdır: uygun tıbbi tedaviye yanıt vermeyen kronik rinosinüzit, cerrahi planlaması, komplikasyon şüphesi ya da burun içinde kitle düşündüren bulgular bunların başlıcalarıdır. Tomografi bulguları her zaman belirtilerle örtüşmez; belirtisi olmayan kişilerde de mukoza kalınlaşması görülebilir. Bu nedenle tomografi, muayenenin yerine değil, muayeneyle birlikte değerlendirilir.
Tedavi yaklaşımı nasıl belirlenir?
Tedavi, tablonun akut mu kronik mi olduğuna ve saptanan nedene göre planlanır.
Viral kaynaklı akut sinüzit çoğunlukla kendiliğinden düzelir; bu dönemde tuzlu su ile burun yıkama ve belirtiye yönelik destekleyici yaklaşımlar kullanılır. Antibiyotik, her akut sinüzitte gerekli değildir. Bakteriyel sinüzit örüntüsü karşılansa bile bu, tek başına antibiyotik gerektiği anlamına gelmez: 2025 AAO-HNSF kılavuzu, komplikasyon bulgusu olmayan bakteriyel sinüzitte, izlem güvence altındaysa, başlangıçta antibiyotiksiz izlemi (bekle-gör yaklaşımı) de bir seçenek olarak önerir; antibiyotik ilk seçenek olabileceği gibi belirtiler düzelmezse başvurulan seçenek de olabilir. Hangi yaklaşımın uygun olduğu ve gerekirse antibiyotiğin ne süreyle kullanılacağı hekim tarafından belirlenir.
Kronik rinosinüzitte tedavinin temeli, burun içine uygulanan kortikosteroid tedavisi ve düzenli burun yıkamadır; polipli tablolarda ve alerjik zemin varlığında ek seçenekler değerlendirilir. Uygun tıbbi tedaviye rağmen süren yakınmalarda endoskopik sinüs cerrahisi gündeme gelebilir. Cerrahi, tıbbi tedavinin yerine geçmez; sinüslerin burna açılan yollarını genişletmeyi ve sonraki tıbbi tedavinin etkinliğini artırmayı amaçlar. Uygun olup olmadığı, muayene ve tomografi bulguları ile tedaviye alınan yanıt birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Bu sayfada ilaç adı, doz ve kullanım süresi bilinçli olarak yer almaz; tedavi kişiye göre hekim tarafından planlanır.
Sık sorulan sorular
Her baş ağrısı sinüzit belirtisi midir?
Hayır. Baş ağrısının pek çok nedeni vardır ve tek başına baş ağrısı sinüzit tanısı için yeterli değildir. Sinüziti düşündüren tablo, burun tıkanıklığı ve akıntının ön planda olduğu, yüzde basınç ve koku alma azlığının eşlik edebildiği bir belirti bileşimidir. Migren gibi ağrı nedenleri sıklıkla sinüzit sanılır; ayrım muayene ile yapılır.
Sinüzitte antibiyotik şart mıdır?
Hayır. Akut sinüzitlerin büyük çoğunluğu viral kaynaklıdır ve antibiyotiksiz düzelir. Belirtilerin en az on gün boyunca düzelmeden sürmesi ya da başlangıçtaki düzelmenin ardından on gün içinde yeniden kötüleşmesi bakteriyel sinüziti düşündürür; ancak bu örüntü de tek başına antibiyotik gerektirmez. Güncel kılavuz, komplikasyon bulgusu olmayan bakteriyel sinüzitte izlem güvence altındaysa antibiyotiksiz izlemi de bir başlangıç seçeneği olarak kabul eder. Karar muayene ile birlikte hekim tarafından verilir.
Kronik sinüzit ameliyatla tamamen geçer mi?
Kronik rinosinüzit süregelen bir iltihabi hastalıktır; cerrahi bu sürecin tedavisini kolaylaştıran bir basamaktır, tek başına kalıcı bir çözüm vaadi taşımaz. Ameliyat sonrasında düzenli burun bakımı ve tıbbi tedavinin sürdürülmesi çoğu zaman gerekir. Beklenen yarar ve izlem planı, kişinin tablosuna göre hekimle birlikte konuşulur.
Burun polipi ile sinüzit arasında nasıl bir ilişki var?
Burun polipleri, kronik rinosinüzitin bir biçiminde sinüs mukozasından gelişen iyi huylu şişliklerdir; koku almada azalma ve iki taraflı tıkanıklıkla kendini gösterir. Polipli kronik rinosinüzitin tedavisi ve izlemi, polipsiz biçimden farklılık gösterebilir; bu nedenle endoskopik değerlendirme önemlidir.